Aslım Hoca, ömrünü sadece suçluları yakalamaya değil, bir geleneği yaşatmaya adamıştı. Sırtında iki dev çınarın gölgesini taşıyordu: Cumhuriyet’in çelik bakışlı hâkimlerinden olan dedesinin sarsılmaz otoritesi ve istihbaratçı babasının karanlıkta iz süren zekâsı.
Ancak karısının ölümünden sonra çöken sessizlik, ona acı bir gerçeği hatırlattı. Bu ağır miras, devredilmezse yok olacaktı.
Turgay Kara. Sadece bir polis değil, genç bir psikolog, olaylara kimsenin bakmadığı açılardan bakan bir zihin... Aslım Hoca için o, sadece bir öğrenci değil, bu mirasın emanetçisiydi.