İnsanın hakikat arayışında ilâhî rehberliğin sunduğu imkân vahiy ve nübüvvet ile tezahür eder. Nübüvvet yani peygamberlik Allah ile kul arasındaki irtibatın en muhkem yollarından biridir. İslam düşüncesinin büyük isimlerinden Mâverdî, A‘lâmu’n-Nübüvve adlı bu eserinde nübüvvetin hakikatini aklî temellendirmeler ve naklî deliller ışığında ele alır. İlk bölümlerde bir bütün olarak nübüvvet müessesesini, sonraki bölümlerde ise hususen Hz. Muhammed’in (sav) risaletini işler.Mâverdî, Hz. Muhammed’in (sav) hak peygamber oluşunu Kur’ân’ın icazı, sunduğu mucizeler, önceki peygamberlerin müjdeleri, üstün ahlakı ve hayatında tecelli eden ilâhî alametler üzerinden temellendirir. Böylece eser, yalnızca bir mucizeler anlatısı değil, nübüvvetin gerekliliğini ve Hz. Peygamber’in (sav) risaletini kuşatıcı biçimde ortaya koyan güçlü bir müdafaa metni hâline gelir. |
Fıkıh, tefsir, ahlak ve siyaset düşüncesi alanlarında derin izler bırakan Mâverdî’nin ilmî şahsiyeti, bu eserde akıl ile nakli dengeleyen sade fakat sağlam üslubuyla kendini gösterir. Aklî ve Naklî Delillerle Nübüvvet, klasik İslam düşüncesinin en önemli konularından birini bugünün okuruna yeniden açarken iman, akıl, vahiy ve peygamberlik üzerine derinlikli bir okuma imkânı sunar. Eser, nübüvvet meselesini klasik kaynakların rehberliğinde anlamak isteyen okurlar için bir başvuru kitabı olacaktır.