Bazı insanlar bir eve değil,bir yaranın içine doğar.Bundandır ki menkıbesi çetin olur.
Asude’nin çocukluğu ;soğuk bir kulübenin,ağır işlerin ve mühürlenmiş sırların arasında geçer.Adı huzur demektir lakin kaderi adıyla hiç müsemma olmamıştır.Sevilmeyi beklediği yerde hor görülür,korunması gereken yaşta hayatın yükünü omuzlamak zorunda kalır. Yine de içindeki ışığı kimse söndüremez.İşte sönmeyen o ışık,etrafına saçılan bir cevhere dönüşür.
Çünkü Asude,karanlığa alışanlardan değildir.
Bir kenara atılmış kitaplardan okumayı,suskunluklardan gerçeği,yaralarından ise yeniden ayağa kalkmayı öğrenir.Çocukluğunu elinden alanlara rağmen hayallerinden vazgeçmez,kendisine çizilen dar kaderin sınırlarını cesaretiyle aşar.Attığı her adım,onu geçmişinin gölgelerinden uzaklaştırırken mühürlü sırların,büyük imtihanların ve kalbine dokunan tutkulu bir aşkın eşiğine getirir.Nehire düşen bir yaprak tanesi gibi akıp giderken içinde yanan insanlığa hizmet etme arzusuyla bir abideye dönüşür.
Fakat bazı yaralar zamanla kapanmaz.
Bazı sorular,insanın peşini yıllar boyunca bırakmaz.Ve bazı hayatlar,küllerinden doğabilmek için önce bütünüyle yanmak zorundadır.
Asude,yalnız bırakılmış bir kız çocuğunun kendini var etme mücadelesini;inancın,azmin ve sevginin insan kaderini nasıl yeniden yazabileceğini anlatan sarsıcı bir hayat hikayesi.
Çünkü insan,kendisine bırakılan karanlıkla değil;o karanlığın içinden çıkarabildiği ışıkla hatırlanır.