“Bir zamanlar bahçıvan bir kadına deliler gibi âşık bir hikâye anlatıcısı yaşarmış.
Sözcükten bir nehirmiş. Uyurgezer sular. Geçmişte, sonra ve şimdi benim
bedenimdi. Bir zamanlar beni sevdiğimin kalbine gözlerinin içinden, bacaklarının
arasından, ağzından, açık ellerinden ulaştıran bir nehir varmış.”
Mogador Beşlisi’nin son kitabı Ateşin Eli’nde Alberto Ruy-Sánchez, arzunun
değişken doğasını anlamak isteyen bir hikâye anlatıcısının peşinde. Bahçıvan
Hassiba’ya âşık Zeydun, sevgilinin bedenine, aşkın görünmeyen yanlarına ve ateşin
kalbine ulaşabilmek için elini bir harita gibi kullanıyor. Her parmak, bu yolculuğun
başka bir durağına açılıyor. Tutkunun çelişkisi, ateşe giden yol, değişken kalp, aşkın
kırılganlığı ve arzunun müziği. Mogador’un kapılarındaki kırmızı el izi, hem koruyucu
bir tılsıma hem de bedenle yazılan bir aşk kitabına dönüşmüş artık. Ruy-Sánchez de
tam burada anlatı, şiir, deneme, seyahatname ve kösnül risalenin sınırları arasında
dolaşırken dokunmanın hafızasını, yazma tutkusunu ve insanı kendisinden başka
birine dönüştüren karşılaşmaları araştırıyor. Dokuz Kere Şaşkınlık’ta başlayan,
havadan sızan, sudan geçen ve gizli bahçelerde yolunu arayan serüven, bu kez
bütün unsurları bir araya getiren ateşe ulaşıyor. Ateşin Eli, Mogador Beşlisi’ni
arzunun anlatılamayan sırrıyla tamamlıyor. Ateşi gerçekten tanıyan, onun içinden
geçendir, fakat ateşin içindeyken onu anlatmak artık mümkün değildir.