Bir ben vardı sandım.
Kalplardan, korkulardan, seslerden, izlerden örülmüştü.
Sevgi zannedilen beklentilerden,
Güç zannedilen savunmalardan yapılan bir benlik…
Gün geldi, bu benlik çatladı.
Her şey kıyamet gibi göründü gözüme.
Ama aslında o sadece hakikatin doğum sancısıydı.
Ben sustum, zihin çöktü.
Kimlikler yıkıldı.
Kalbimin derinliklerinden bir ses yükseldi:
“Sen hiçbir zaman o değildin.
Sadece O’na ait olan bir zerre parçasıydın.”
Ve ben ilk kez gerçekten kıyam ettim.
Artık ne koruyacak bir maskem,
Ne tutunacak bir hikâyem kaldı.
Işık içimden dışarı doğru taştı.
Söz yoktu ama bir şey çok netti:
Benim kıyametim koptu.
Sıra sende.
Evet, senin…
Kendi kıyametin ne zaman kopacak?
Kendini ne zaman susturacaksın ki,
Gerçek sen konuşabilsin?
Bu bir yıkım değil, bir doğuştur.
Hoş geldin.