Anlamaya başladım, işler sıkışınca kapımın çalınacağını
düşünmeye başladım. İşler ters gittiğinde kapım hep çaldı, yine
çalacaktı. Nasıl ki Albay ve Mümin Kılıç sıkıştıklarında çaldıysa,
yine çalacaktı. Nasıl çalacaktı bilmiyorum, kim çalacaktı, ne
isteyecekti veya ben isteyecek miydim? Böyle iyiydim.
Gerçekten iyi miydim? Kan kokusunu özlememiş miydim?
Kendimi kandırabilir miydim? İnsan kendini kandırabilir miydi?
Ben Ali, üzerinden çok zaman geçse de bu makina hâlâ çalışıyor,
hafızası daha dünkü gibi, gerek duyulduğunda gürül gürül ilk
günkü gibi…
Ben Ali, kan kokusu burnumda buram buram…
Ben Ali, bu lağımın kapağını açmayacaktınız.
Ben Ali, Porajmos çığlıklarını hatırlatmayacaktınız.
Ben Ali, defalarca dövüldü çeliğim.
Ben Ali, kınıma saklanmak için girmedim.
Ben Ali, hiç kimseyi öldürürken tereddüt etmedim.
Ben Ali, halkıma dokunmayacaktınız.
Ben Ali, namazımı Zâl Mahmud Camii’nde kıldım.
Ben Ali…