Bir kavram düşünün, kimine göre “toplumdaki bozulmaları ayıklayıp onu hep daha yüksek bir denge seviyesine çıkaran bir merdiven”; kimine göre “gelişimin ürettiği başarısız morfolojileri ayıklayan basit bir filtre”; kimine göre “varoluş mücadelesinden kaynaklanan bir vera causa, gerçek neden…” Düşünce tarihinin en tartışmalı kavramlarından birine,
Darwin’in doğal seçilimine hoş geldiniz.
Michael Ruse doğal seçilimi anlamanın göreceli penceresini araladığında Antik Yunan’dan Sanayi Devrimi’ne,
organizmacılıktan makine metaforuna, Nazilerden ırksal düşüncenin yıkılışına uzanan upuzun bir merdiven görüyor. Kazananlar ve kaybedenler, saklananlar ve saldıranlar, avlar ve avcılar bu merdivende kol geziyor. Ancak Michael Ruse’un ve bizi düşünce dünyalarına davet ettiği sayısız bilim insanı ve düşünürün işaret ettiği gibi doğal seçilimin tabiatı da göreceli. Tek bir çözüm yok. Tek doğru yok. Mutlak mükemmellik yok.
Artık hiç kimse tırmandığı merdiveni tekmeleyen, maymunla aslanın ölümüne gülen uygar adama inanmıyor. Bu çoğulluk içinde doğal seçilim bizi “evrimin hem zorunlu olmayan bir ürünü, hem de zaferlerinden biri” kıldığına göre, okur için geriye yapacak tek bir şey kalıyor: kendi yaşamımızın anlamını, kendi göreceliği içinde bulmak. Çünkü Doğal Seçilimi Anlamak’ta önümüze serilen yol, tüm yolların en zorlusundan, insanın kendini anlamasından geçiyor.
Michael Ruse, Florida State University’de biyoloji felsefesi profesörüydü.