bağı bozduk tamer
kuşların payını dalda bıraktık
şaraba yatıracağız üzümlerini
bir gün belki hayattan diye diye
dolanıyorum asmalar arasında
dalgın gökyüzü savruk kelimeler yorgun bir kalem
ve zil zurna sarhoş sığırcık kuşları
hiç kimse dönmüyor gittiği yerden
kadehte akşam ufukta kızıl bir günbatımı
eski bir öyküye vuruyor kayalıklarda
her yudumda biraz daha uzaklaşıyor dünya
her yürek kendi ateşiyle yanıyor
ölüm uzun sessizlik
* * *
dünyaya gelmiş olmak
dünyanın acemisi kılıyor insanı
ve hiç gitmiyor
ustası olunca yaşamın...
zaman tanrılar için var,
insanınki vade.