Hakan İşcen, çağdaş Türk şiirinin özgün ve derin seslerinden biridir. İşcen’in şiiri, gündelik hayatın içinden süzülen imgelerle, varoluşsal sorgulamalarla ve ince bir melankoliyle dokunur. Aşkın imkânsızlığını, ölümün yakınlığını, modern insanın yalnızlığını ve direncini aynı anda taşıyan dizeleri, okuyanı hem yaralar hem de umutlandırır. “Buğu ve Çizgi”, “Hayatânı”, “Yeraltından Şiirler”, “Kadıkale Postası”, “Yaşamak Da Bulaşıcı Olsa” gibi kitaplarında; bazen sert ve keskin, bazen ise yumuşak ve içe işleyen bir dil kullanır. Şiirlerinde bireysel acılarla toplumsal yaraları ustalıkla iç içe geçirir. Yeni (2026) kitabımız:
“ELLİ / Beşibiryerde: Seçme Şiirler” kitabı daha önce yayımlanan beş şiir kitabından özenle seçilen şiirleri kapsıyor.
Hakan İşcen, “Dünya Şiir Günü” önerisinin Türk PEN’inde kabul görmesinde emeği geçen şairlerden biri olarak da edebiyat camiasında iz bırakmıştır. Onun dizeleri, sessiz bir isyan gibi okunur: hem fısıldar hem de içten içe haykırır. Günümüz şiirinde samimiyetin ve cesaretin hâlâ mümkün olduğunu hatırlatan nadir seslerden biridir.
İşcen’in şiiri, gündelik hayatın içinden süzülen imgelerle, varoluşsal sorgulamalarla ve ince bir melankoliyle dokunur. Aşkın imkânsızlığını, ölümün yakınlığını, modern insanın yalnızlığını ve direncini aynı anda taşıyan dizeleri, okuyanı hem yaralar hem de umutlandırır. Onun dizeleri, sessiz bir isyan gibi okunur: hem fısıldar hem de içten içe haykırır. Günümüz şiirinde samimiyetin ve cesaretin hâlâ mümkün olduğunu hatırlatan nadir seslerden biridir.