|
Ertan Özyurt, evîndar adlı eserinde, kurallarla sınırları çizilmiş gri lojmanların derin tecrit yarasından doğan ve hayata "anlarda" başkaldıran sıra dışı bir delilik bildirisi sunuyor. Şair, sağlıklı bir aklın ürünü olmadığını açıkça itiraf ettiği bu dizelerde, kalbindeki akıl krizini iğne oyası gibi beynine batıra batıra işleyerek okuru saf deliliğin fotoğrafıyla yüzleştiriyor. Duvarların ve tel örgülerin ardında büyüyen o memleketsiz lojman yalnızlığı, zamanla modern kentlerin gürültülü kimsesizliğine sızarak edebiyatın kör, kalemin ve kâğıdın dar kaldığı devasa bir iç yangınına dönüşüyor. Kurgulardan, hedeflerden ve sahte protez gülüşlerden kaçan bu nahif ses, ev yıkılsa bile kimsenin bakmayacağı banyo havalandırmalarına en gizli günahları ve pişmanlıkları fırlatıyor. Kendini kuralcı dünyanın bağrından söküp kendi dağına kaçıran yazar; gitmeyi kafasına koyanların bahanelerini, yarım kalmış sökük dertleri ve beklemeyle çürüyen ömürleri hece hece kâğıda döküyor. Akla sığmaz aralıksız bir delinin not defterinden sızan bu itirafları okumak, kelimelerin gürz gibi kalbe indiği o hırgürün tam ortasında gözlerinizi kapatıp derin bir nefes almak demektir.
"Dünyanın derdini sırtlanıp gözlerini gönlüne kapatanlar için; bir akıl krizi bildirisi." Tarihçi Yazar Mehmet Işık |