Allah çocuklarımızı korusun…” dedi Rana. “Hepimiz aynı
ateşin içindeyiz…”
Sesi yumuşaktı ama derininde yorgun bir dua vardı.
Çünkü Gazze’de anneler… Dualara kendileriyle başlamazdı.
Önce çocuklarını koyarlardı dualarının başına.
Gazze'nin çocukları bombalara, patlamalara, kefenlere
alıştılar. Bomba sesleri ninni oldu kulaklarına… Onların
oyunları, yarım kalan hayatların ağıtı oldu.
Gece yarısı sessizlik, bir iniltiyle bölünmüştü. Yaser
uyanmıştı… Açlıktan...
“Abla…” dedi, “Karnım yanıyor…”
Bu, açlığın en acı hâliydi. Artık hissettiği sadece boşluk
değildi... Acıydı.
Yıkıntılar... Toz... Sessizlik... Her yer enkaz yığınıydı.
Tıpkı mideleri gibi. Tıpkı umutları gibi. Dışarıdaki şehir
nasılsa, onların içi de öyleydi.
Mideleri boştu. Umutları göçük altında…