Gerçek ile rüyanın, korku ile hatıranın, inanç ile sorgulamanın birbirine değdiği bu anlatıda; her kapı bir başka odaya, her oda başka bir geceye açılıyor.
Ve bazen insan, en çok kendinden kaçarken kendine yakalanıyor.
Gözlerimin içine içine bakan Asrek’e ilişiyor gözlerim. Kulaklarımda gözleriyle dile gelen sözü vınlıyor. Sarsılıyorum, titriyor ve uyuşuyorum. “Hayır, o anlamda değil!” demek istiyorum.Diyemiyorum. Kulak zarımdan beynimin içine girip dolanan söz, birleşip kuvvetli bir cümle oluyor. “Asrek, taraha vil onca yaba!”