Sıra sıra dizili, başı karlı dağların ardında, hepsinden daha yüce, sivri zirvesi gökleri delen Gümüş Dağ yükseliyordu. Beyaz ile mavi karışımı rengiyle, güneş altında, gümüş gibi, ışıl ışıl parlıyordu. Adını bu yüzden almış olmalıydı.
Bu dağdan her sabah koca bir kartal havalanır, aşağı doğru süzülerek, bütün sıradağların üstünden uçardı. Vadilerin, göllerin ve ormanların da üstünden geçer, insanların yaşadığı kasaba ve kentleri yukarıdan görerek, tur atardı. Yorulduğunda sarp tepelerde, yalçın kayalıklar üstünde mola verir, akşamüstü Gümüş Dağ’a dönerdi.