Damızlık Kızın Öyküsü’ndeki güç dengelerinin değiştiğini düşünün.
Sokaklar erkeklere kapalı. Kadınlar güvende…
Kadınlar tek başlarına evlerine yürüyor, karanlık bir otoparktan geçmekten veya son trene binmekten korkmuyor. Taciz sokaktan temizlenmiş. Maaş eşitsizliği yok; annelik, kariyerin önünü tıkamıyor, hatta açıyor. Kadınlar, İngiltere’de iş dünyasında, siyasette ve sokakta söz sahibi.
Çünkü erkekler elektronik kelepçeyle takip ediliyor ve saat 19.00’dan sonra sokağa çıkmaları yasak.
Peki her şey yolunda mı?
Bu yeni dünya, her kadın için eşit derecede güvenli mi?
Çok geçmeden bir kadın öldürülüyor. Hem de vahşice…
Sarah, Cass ve Helen. Üç farklı kadın, üç farklı karakter, üç farklı bakış açısı…
Ölen kim?
Fail kim?
Bir kadın mı, yoksa yasağı delen bir erkek mi?
Distopya ile polisiye türünü aynı satırlarda buluşturan ve toplumsal eleştiriye kendi yorumunu katan yazar, “Güç kimin elinde olursa olsun mutlak güvenlik mümkün müdür?” sorusunu merkeze alıyor.