Şehrin ışıklarına lüks bir binanın son katından bakarken, göğsünüzdeki o eski kesik sızlamaya başlar. Bu sızı sizi, modern zamanların konforundan koparıp 93 yılının tekinsiz boşluğuna sürükler, âdeta askıda bırakır.
Her Öyle Olana Böyle Olmadı; gidilecek bir dünya bulamayanlar ile sığınılacak bir eve varamayanların, boşluğa omurga olmaya çalışanların hikâyesi. Yazar, insanın iç söküklerini kenarın ve merkezin kesiştiği o dar aralıkta, metaforik bir dille dikiyor, bizi en çıplak sorumuzla yüzleştiriyor: Vazgeçilmiş buluşmalar ve gerçekleşmemiş ihtimaller, yaşanmış olan her şeyden daha diri olabilir mi?
Biz dışarıda değilsek kar boşuna yağar, boşluğa yağar… Sessizliği biri bozmalıdır, biri bozmalıdır.