Haldun için hayat, daha ilk nefesinde, sığınabileceği bir “uğursuzluk” mührüyle başlar. Abdülhamid devrinin otoriter paşası olan
babasından nefret ederek büyüyen, evden kovulunca İstanbul’un en karanlık dehlizlerine sığınan bir “paşazade”... Köprü altının küf
kokulu dünyasında, serseriliği bir şeref meselesi hâline getiren Haldun’un hikâyesi; sadece bir suç romanı değil, bir devrin toplumsal
çöküşünün de hikâyesidir. Peyami Safa’nın “Server Bedi” müstearıyla ilk defa 1927’de yayımladığı bu eser, bir babanın despotizmine karşı
duyulan öfkeyi sarsıcı bir intikam ve soygun hikâyesine dönüştürüyor. Eserin bu yeni neşrinde, 1927 ve 1944 neşirleri karşılaştırılmış,
ayrıca yıllar sonra gün yüzüne kavuşan orijinal senaryo taslağı da okura sunulmuştur. “Serserilik bir meslektir; usulü, kaideleri, şerefi ve
menfaati vardır.”