Bir fetih, yalnızca surları değil; bedenleri, isimleri ve sessizlikleri de alır.
Alaiye düştüğünde Destina henüz bir kızdır. Adı, dili ve hatıralarıyla birlikte saraya doğru yola çıkarılır. Bir dilde hanımefendi, diğer dilde bir bedel olarak…
Selçuklu sarayında güç yüksek sesle konuşmaz.
Sessizlikle, bakışlarla, bekleyişle hükmeder.
Mahperi Hatun’un yolu da bu sessizlikten geçer:
İsmi verilen, dili değişen, ama hafızası susmayan bir kadının yolu.
Hunat Hatun – Bedelin Adı, fetihle başlayan bir kaderin, sarayda ağır ağır tartılan bir yazgıya dönüşmesini anlatıyor.
Tarihsel bir anlatının içinde, güç ile adalet, sevgi ile karşılık, kader ile tercih iki kefeli bir terazide yeniden ölçülüyor.
Bu romanda zaferler gürültüyle değil, bedeller sessizlikle ödenir.