Bazı karanlıklar geceden değil, insanlardan doğar.
Ve bazı yıllar vardır ki, takvimlerden silinse bile insanın ruhundan silinmez.
Almanya’dan başlayan bir yolculuk, insanı kendi köklerine götürür.
Işıksız Yıllar, bu yolculuğu Sur’un harabeye dönmüş sokaklarında; geçmişle bugün, ayrılıkla
dönüş, kayıpla umut arasında yürüyen bir insanın hikâyesi üzerinden anlatıyor.
Soro, çocukluğunun ve gençliğinin en güzel yıllarını ışığın olmadığı bir dünyada bırakmıştır.
Yıllar sonra yeniden gökyüzüne baktığında, önünde uzanan bir yol, arkasında susmayan bir
geçmiş ve onu bekleyen iki kadın vardır: yaşlı annesi ve kızı.
Yıkılmış evlerin, yarım kalmış hayatların ve unutulmaya direnen hatıraların arasından tek bir
soru yükselir:
İnsan, kendisinden çalınan yılların ardından yeniden kendisi olabilir mi?
Çünkü bazen insanın yeniden doğması için, önce bütün ışıkların sönmesi gerekir.
Işıksız Yıllar, yalnızca karanlıkta geçen yılların değil; belleğin, acının, sevginin, umudun ve
yeniden başlayabilme cesaretinin romanıdır.
Karanlığın içinde kaybolanların değil, o karanlıktan çıkmak için sonuna kadar
yürüyenlerin hikâyesi.