|
Tosbağa, her sabah aynı kabuğun içinde uyanıyor. Evi hep onunla ama kalbi biraz huzursuz. “Daha güzel bir evim olsaydı, daha mutlu olur muydum?” diye merak ediyor. Bu merak onu ormanın derinliklerine götürüyor. Karıncaların gizli şehirlerine, kunduzların suyla örülmüş yuvalarına, dokumacı kuşun dallara asılı evine, termitlerin serin kulelerine… Her yuva çok güzel. Her yuva çok özel. Ama Tosbağa yol aldıkça başka bir şey fark ediyor. Kabuğundan Sıkılan Tosbağa, çocukları doğanın kusursuz mimarisiyle tanıştıran; merak etmeyi, sabretmeyi ve kendini kabullenmeyi usulca anlatan bir hikâye. Mutluluğun, dışarıda aradığımız şeylerde değil, zaten sahip olduklarımızda olduğunu hatırlatıyor. Ve yolun sonunda yeni bir ev değil, bambaşka bir şey bulunuyor. |