Arthur Schopenhauer’un “Kadınlar Üzerine (Über die Weiber, 1851)” adlı metni Şerefeddin Yaltkaya tarafından “Kadınlar” başlığıyla Osmanlı Türkçesine çevrilmiş ve 28 Aralık 1911’de Sırât-ı Müstakîm dergisinde yayınlanmıştır. Yaltkaya çeviri dışında verdiği açıklamalarla bu yazıyı şerh ve kritik etmiştir.
Kitapta yer alan diğer metin ise Yaltkaya tarafından kaleme alınmış ve 21 Mart 1334’de İslâm Mecmuası’nda yayınlamış olan “İslâm Kadını: Sadr-ı İslâm Kadınları” yazısıdır. Müellif, yazısında Hazret-i Âişe ve Hazret-i Fâtıma örnekleriyle İslâm’ın ilk dönemlerindeki toplumda kadının sahip olduğu mevkii anlatmaktadır. Yazının dikkate değer bir yönü de Hazret-i Âişe ve Hazret-i Fâtıma’nın bazı söz ve şiirlerinin tercümelerine yer verilmiş olmasıdır.
***
“Eğer eski Yunanlılar şimdi mevcut olan medeniyetimizi görmüş olsalardı bizi aşağılayacakları gibi medenî kaidelerimizi tanzim hususunda en evvel tavsiye edecekleri şeyin kadınların hakiki mevkilerine döndürülmesi olacağı şüphesizdir!” (Schopenhauer)
***
“Sadr-ı İslâmda, harp sahalarında, siyasî mahfil ve meclislerde bulunan pek çok sahabî kadınlar var idi. Hutbeleri, belâgatleri hatta irticâlen söyledikleri şiirleri ile bu mümtâz ve mukaddes kadınlar, İslâm’ın ilk safhalarını tezyin ediyorlardı.
Halbuki kadınlığı, celil İslâm dini, arz ettiğimiz gibi ölüm pençesinden kurtarıp diriltmiş ve gayet canlı olarak yaşatmıştır. Hayatî hadiselerde ve içtimâî ve siyasî ahvalde mühim bir âmil olan bu kadınların, her husustaki hutbe ve şiirleri, görüş ve ictihâdları tamamıyla zabtedilmiş ve fevkalâde belîğ olan bu hutbeleri asla kaybedilmeyip an‘aneler ile eslâftan ahlâfa tevdî kılınmıştır.” (Şerefeddin Yaltkaya)