Afet, modern kamu idaresinin olağan zamanlarda görünmez kalan kurumsal derinliğini açığa çıkaran bir eşik durumudur. Bir deprem, sel, yangın, salgın, iklim olayı veya teknolojik kesinti, yalnızca fiziksel hasar üretmez. Devletin öngörme kapasitesini, idarenin örgütlenme yeteneğini, hukukun koruyucu işlevini, yerel yönetimlerin saha bilgisini, sivil toplumun dayanışma gücünü ve toplumun direnç eşiğini aynı anda sınar. Bu yönüyle afet yönetimi, teknik müdahale araçlarının ötesinde, kamu yararı, kamu hizmeti, meşruiyet, hesap verebilirlik ve yönetişim tartışmalarının merkezinde yer alan özgül bir kamu yönetimi alanıdır.
Kamu Yönetimi Perspektifinden Afet Yönetimi, afetleri dar bir kriz yönetimi pratiği olarak değil, riskin üretildiği, dağıldığı ve yönetildiği çok katmanlı bir kamusal süreç olarak ele almaktadır. Eserde afet yönetiminin kurumsal ve politik boyutları, risk azaltma ve dirençlilik politikaları, Birleşmiş Milletler afet risk azaltma çerçeveleri, iklim krizinin hukuki ve siyasal yansımaları, uluslararası insani krizler, kamu politika döngüsü, çok düzeyli yönetişim, belediyelerin kapasitesi, etik sorumluluk, dirençli kentler, erken uyarı sistemleri, Copernicus programı, akıllı kent uygulamaları, kritik altyapılar ve siber güvenlik başlıkları kamu yönetimi disiplini içinde bütüncül biçimde tartışılmaktadır.
Bu kitap, afet yönetimini afet anına sıkışmış geçici bir müdahale alanı olmaktan çıkararak, afet öncesi hazırlık, risk azaltma, kurumsal koordinasyon, yerel kapasite, toplumsal katılım, teknolojik uyum, mali dirençlilik ve kurumsal öğrenme eksenlerinde yeniden düşünmeye çağırmaktadır. Akademisyenler, öğrenciler, kamu yöneticileri, yerel yönetimler, afet yönetimi birimleri, sivil toplum kuruluşları ve politika yapıcılar için eser, hem kuramsal açıklık hem de güncel politika tartışmalarına sunduğu katkı bakımından güçlü bir başvuru kaynağı niteliğindedir.