Dedektif Gemma Woodstock, anneliğin getirdiği yeni hayatla geçmişinin karanlık dosyaları arasında denge kurmaya çalışırken, Smithson Hastanesi’nden gelen tuhaf bir haber her şeyi altüst eder: Kimliği belirsiz bir kadının cesedi morgdan çalınmıştır. Üstelik bu kadın zaten şüpheli bir kazada hayatını kaybetmiştir. Bu sıradan bir vaka değildir, çünkü birileri onun ölü kalmasını bile yeterli görmemiştir. Kazayla başlayan olaylar zinciri, kasabanın derinlerine gömülmüş sırları birer birer gün yüzüne çıkarırken Gemma kendini hem kişisel hem de mesleki bir çıkmazın içinde bulur.
Gerçeğe yaklaştıkça tehlike büyür, sorular çoğalır: Bir cesedi kim, neden çalar? Ve bu hikâyede asıl saklanan şey, ölümün kendisi midir yoksa ondan önce yaşananlar mı?
Uluslararası çoksatar Gemma Woodstock serisinin dördüncü kitabında Sarah Bailey, gerilimin dozunu her zamankinden daha da yükseltiyor. Karanlık Göl, Gecenin İçinden ve Unutulmuşlar Şehri ile milyonları etkisi altına alan yazar, okuru ilk sayfadan yakalayan, temposu hiç düşmeyen çarpıcı bir hikâyeyle geri dönüyor.