Peri Lila başını salladı.
— Kuzey yamacındaki eski gözetleme kulesine gidiyordum. Yolda büyü fırtınasına yakalandım.
Sonra bir şey kanatlarımdaki ışığı çekmeye başladı. Kurtulmak için kelebek biçimine girdim.
Kedi samanlara baktı.
— Biraz daha kalsaydın…
— Evet, dedi peri Lila. Biraz daha kalsaydım buraya ulaşamayacaktım.
Eğilip kedinin alnına dokundu. İlk his, güneşte ısınmış bir taşın sıcaklığına benziyordu. Ardından kedinin sırtında iki saydam kanat açıldı. Kanatların kenarları mor, içleri sabah sisi gibiydi.
Kuyruğunun ucunda küçük bir ışık yandı. Ön patilerinin arasına yıldız başlı incecik bir çubuk düştü.
Kedi geriye sıçradı.
— Sırtımda bir şey var!
— Kanatların.
Kedi sağa döndü, sola döndü.
— İki tane!
— Sayıları doğru.
Kedi istemeden havalandı, başını ocağın üstüne çarptı ve samanların üzerine düştü. Lila gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
— Uçmak biraz çalışma gerektirir.
Kedi, kanadının ucunu burnuyla yokladı. Gerçekti. Hayatında ilk kez, değirmenin kırık penceresinden görünen gökyüzünün yalnızca bakılacak bir yer olmadığını düşündü. Vacip Örger’in sihirli kaleminden bu nefis kitap, sizleri bekliyor.