Yıllar önce ellerimle gömdüğüm adam şimdi karşımda oturuyor işte. Üstelik o çok sevdiği berjer koltuğunda yine. Az önce doktor da o koltukta mı oturuyordu acaba? Kalın ve yumuşak kolları olan, enseni koyabileceğin kadar uzun başlığı bulunan, babam öldükten sonra ne ara otursam, sanki onun kucağındaymış gibi güvende hissettiğim mercan yeşili o koltuk.
-Karı gibi ağlama, yakışmıyor sana.
Bu lafı da ettiğine göre kesin babam bu. Sakin, rahat, müstehzi. Sessizce birbirimize bakıyoruz şimdi. Saniyeler süren dakikalar, yaralı kuşlar gibi aramızda kanat çırpıyorlar.