İslâm inancında Kur’ân’a iman, onun ilâhî kaynaklı olduğunu ve Allah tarafından her türlü hata ve eksiklikten korunmuş kabul edilmesini gerektirir. Bu anlayış, İslâm itikadı açısından temel iman esaslarından biri olarak görülmekte ve klasik İslâmî düşünce geleneğinde tartışma konusu yapılması dahi düşünülemeyen temel bir ilke niteliği taşımaktadır. Buna karşılık, özellikle istişrâk/oryantalist faaliyetlerin başlamasıyla birlikte Kur’ân’ın içeriği, dil yapısı ve tarihsel oluşum süreci gibi çeşitli konulara ilişkin birtakım eleştiriler gündeme gelmeye başlamıştır. Bu bağlamda modern dönemde Kur’ân’ın dil yapısına yönelik eleştiriler, çoğunlukla oryantalist düşünce geleneğinden etkilenen ateist, deist ve materyalist çevreler tarafından dile getirilmektedir. Bu çerçevede, Kur’ân’a yönelik dilsel eleştiriler alanında öne çıkan isimlerden biri, kendisi ve takipçileri tarafından “nebiyyü’l-mülhidîn” (ateistlerin peygamberi) olarak nitelendirilen çağdaş araştırmacı Sâmi ez-Zib’dir. ez-Zib, Kur’ân metninde yaklaşık iki bin beş yüz küsür dilsel hata bulunduğunu ileri sürmekte ve bu iddialarını el-Kur’ân bi’t-teselsüli’t-târîhî adlı eserinde ele almaktadır. O, söz konusu bu eleştirilerini yaptığı yayınların yanı sıra sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla da sık sık gündeme taşımaktadır. ez-Zib, ileri sürdüğü bu iddiaların henüz ilmî düzeyde cevaplandırılmadığını da özellikle vurgulamaktadır.
İşte bu çalışma, yazarın zikredilen eserinde Kur’ân’ın dilsel yapısına yönelik öne sürdüğü iddiaları konu edinmektedir. Bu bağlamda, yazar tarafından “dil hatası”, “dilsel problem” veya “belâgat, nahiv ve yazım hatası” içermekle nitelendirilen âyetler; İslâm öncesi Arap şiiri ve Kur’ân’ın nüzûl dönemindeki Arap dili kullanımı, ayrıca klasik dil literatürü ve modern dilbilimsel yaklaşımlar gibi birçok kriter ışığında ele alınıp incelenmektedir. Böylece yazar tarafından ileri sürülen söz konusu iddiaların Arap dili ve belâgatı açısından tutarlı ve geçerli olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmaktadır.