Gökyüzünün en gösterişli
süsü olan kuşlar, doğayla bağ
kurmamız için de ilham
verici canlılardır.
Bu kitap, doğanın en hassas
göstergelerinden olan kuşların sessiz
tanıklığında, yok oluşa doğru giden
bir sürecin izlerini sürüyor. Avcılığın,
sanayinin, zehirli tarımın ve yok edilen
yaşam alanlarının kanatlarında açtığı
yaraları on iki kuşun öyküsüyle görünür
kılıyor ve bu öyküler insan eliyle tarumar
edilen yaşamlara yakılan birer
ağıt oluyorlar.
Eko-Öykü olarak adlandırabileceğimiz
bu anlatımlarda doğa; romantize
edilmeden, bir arka plan olarak
değil, başlı başına bir özne olarak
yer alıyor.
Okur, her sayfada; bir yandan,
hiç ötesini düşünmeden günübirlik
çıkarlarla yaraladığımız doğada kuşların
yok oluşlarının gerçeğiyle -suçluları
gizlemeden, sorumlulukları devretmeden
yüzleşirken bir yandan da farklı bir bakış
ve sorumluluk duygusuyla şekillenecek
başka bir dünyanın mümkün olduğu
umudu ile doluyor.