Paris, 1795…
Bir gölün kıyısında bulunan bir ceset.
Cebinden çıkan eski bir günlük.
Ve ilk satırda yazan tek bir cümle:
“Eğer bu satırları okuyorsan, muhtemelen ben artık hayatta değilim.”
Étienne Morel’in hikâyesi, sıradan bir suçlunun hikâyesi değildir. O, daha çocuk yaşta hayatın karanlık yüzüyle tanışmış, kötülüğün içinde büyümüş ve zamanla kendi karanlığına dönüşmüş bir adamdır.
Yetimhanenin taş duvarları arasında başlayan acılar, onu Paris’in suçla örülü sokaklarına sürükler. Açlık, ihanet, ölüm ve intikam arasında geçen yıllar boyunca Étienne, hem kurban hem de fail olmanın ne demek olduğunu öğrenir.
Ancak geçmiş, ne kadar uzağa kaçarsanız kaçın peşinizi bırakmaz.
Bir dedektif…
Yarım kalmış bir soruşturma…
Yıllar boyunca saklanan sırlar…
Ve ölümün eşiğinde yazılmış son bir hesaplaşma…
Son İtiraf, insan ruhunun en karanlık taraflarını sorgulayan; suç, vicdan, adalet ve intikam arasındaki ince çizgide ilerleyen sürükleyici bir psikolojik tarih romanı.
Çünkü bazen bir insanı öldüren şey bıçak değildir.
Bazen onu yıllarca taşıdığı sırlar öldürür.
Ve bazı itiraflar…
Ölümden sonra bile yaşamaya devam eder.
“Her canavarın bir geçmişi vardır. Her itirafın bir bedeli…”