Osmanlı Devleti son demlerini yaşarken, her evden yükselen feryatların ortasında, Mardin’in Yeşilli köyünde doğan bir çocuk: Mehmet. Cepheye giden ve bir daha dönmeyen ağabeylerinin acısı taze, geride kalanların omuzlarındaki yük ağırdır.
Bir yanda evladını dipsiz bir kuyuda saklayarak ölümden korumaya çalışan çaresiz bir anne; diğer yanda "Eğer saklanırsak vatan nasıl kurtulur?" diye çırpınan, on yedisinde bir delikanlı…
Devlet emri kapıya dayandığında, Mehmet için ana kucağından asker ocağına, oradan da çölün kavurucu sıcağına uzanan amansız bir yolculuk başlar.
Hicaz demiryollarının kor ateşinde, kutsal toprakların müdafaasında; Fahreddin Paşa’nın sancaktarlığında Medine’yi canı pahasına savunanların yanındadır artık Mehmet.
Mondros’la gelen teslimiyete direnen fedakâr yüreklerin, çekirge yiyerek sadakatini kaybetmeyen neferlerin, Mısır zindanlarında işkenceyle sınanan kölelerin ve her şeye rağmen verdiği söze tutunarak geri dönmeye çalışan bir askerin destanıdır bu kitap.