Yedi Akbabalı Kubbe, dünyada hayatın başladığından bu yana gelen zaman zarfında akıp giden tüm yaşamı ölçen, kainatın başlangıç ve bitişini belirten evrenler üstü bir ölçeğin ya da saatin olduğu yerdir. O kubbe de Asya ve Avrupa kıtalarını birleştiren muhteşem kentimiz olan İstanbul’un derinliklerinde saklıdır. Boğazkesen Hisarı yani günümüzde dillendirdiğimiz adıyla Rumeli Hisarı’nda…
Yedi Akbaba’nın pençelerinin altındaki levhada Latince yazılmış olan belgeyi ise Konstantiniyye Fatihi, çağ kapatıp çağ açan Fatih Sultan Mehmet Han tercüme eder:
“Ey Âdemoğlu senin dilinle yazdık. Çünkü sen bizim dilimizi bilemezsin. Öğrenmeni istemedik. Sana kendi kendine bulduğun dil ile söylüyoruz ki, iyi anla. Gördüğün her akbabanın altındaki levhada Âdem’den önce ve sonra neler olmuştur yazar. Biz senden önce geldik Âdemoğlu. Düzeni biz kurduk. Her akbaba 7000 yıl demektir. Levhalar akbabanın yaşadığı 7000 yılı anlatır. O akbabanın 7000 yılında neler olmuş onu gösterir. 7000 yılı geride bırakmış akbabanın kafası koparılır ki, o çağın geçtiği bilinsin. Kafası koparılmamış akbaba yaşanmakta olan 7000 yıldır. Olanlar ile sonradan olacaklar kayıtlıdır. Yedinci, siyah olan akbaba ise insanlığın sonunu belirtir. Kıyamet gününün tarihini verir. Kıyamete inan! Dağlar yarılır. Topraklar açılır, içlerinden ateşler çıkar. Gök kat kat olur. Sular kaybolur, gider. Sonra sular daha fazla gelir. Büyük ölüm, büyük diriliş başlar. Seni yaratanın diriltme gücü de vardır. Kimin tarafından ve de ne zaman alınacaksın, nasıl geri verileceksin, zamanı gelince onları seyretmeye ve dinlemeye yetecek akıl sana verilecek. İşte o zaman öğreneceksin. Her anın sana gösterilecek. Akbaba sayılarını şaşma. Senin geleceğini söyler.”