Kurnazlığıyla gurur duyan, cesaretiyle sınır tanımayan, ulu yürekli ve bilge bir adam... Odysseus, İthaka’nın topraklarını koruyan, denizlerin acımasızlığını göğüsleyen ve tanrılara kafa tutan bir kahraman. Kentleri yıkan, makineler yapan, doğayı dize getiren, aynı zamanda ailesine sadık bir kral... İşte onun hikâyesi, sadece bir efsane değil, insanın azim ve akıl yoluyla zorluklara meydan okumasının destanı.
Denizlerin ortasında, yorgun ve erzaksız, ufukta beliren sarp kalelere yanaşırken Odysseus’un adamlarıyla birlikte verdiği hayatta kalma mücadelesi, okuyucuyu nefes kesen bir yolculuğa sürüklüyor. Saraç, duvarcı, avcı, zanaatkâr... Her rolü ustalıkla oynayan Odysseus’un sözleri, onun düşünce derinliğini ve yaşamla mücadelesini gözler önüne seriyor: “Önüme çıkan her engelle inatla savaşmaktan, onlarla belirli yöntemlerle mücadele etmekten asla vazgeçmedim.”
Ve işte karşımıza çıkan Telepylos’un korkutucu sakinleri... Antiphates’in acımasızlığı ve Lestrygonialıların kanlı misafirperverliği, kahramanımızın zekâ ve diplomasiyle hayatta kalmamücadelesini daha da çetinleştiriyor. Her fısıltıda, her deniz dalgasında, Odysseus’un aklı, cesareti ve hüneriyle örülü bu destansı yolculuk sizi bekliyor.
Küçükken bir keresinde babama sormuştum: “Baba, tanrılardan bahseder misin bana? Söylesene, onlara gerçekten de inanır mısın?” Hiç unutmuyorum babam “İnanırım ama...” demişti gülümseyerek. “Tanrılar da bana inandığı sürece!”