Kâğıttan gemiler yaptık çocukluk yıllarında, yelken açtık
hayallerimize...
Büyüdük ve plaza’larda kaybolduk, bir zamanlar gemiler
yaptığımız, dosyalara sıkıştırılmış kâğıtlar arasında.
Gökdelenlerin asansörlerinde suskun bekledik, kendi
boşluğumuza asılı olarak.
Ümran Coşkun bir müze tasarımcısının titizliği ve birikimiyle
sergiliyor, çalışma hayatının labirentini. İş hayatının
yalnızca grafiklerden ibaret olmadığını, asıl sorunun o
rakamlar arasında nefes alan insanlar olduğu gerçeğini gözler
önüne seriyor.
Bir geminin rotasını haritalar ve pusula belirler ama o
gemiyi yürüten küpeştesinden pruvasına, sintinesinden
kaptan köşküne kadar denizcilerin fısıltılarıdır.
Bu kitap o fısıltıları gür bir sese dönüştürmek isteyenlere bir
deniz fenerinin ışığını sunuyor.