“Perde açılacak birazdan. Artık oyuncuyu hiç kimse kurtaramaz. Titremeler gelir, tuvalete koşturur, korku sarar, ağzı kurur, soluksuz kalır, kaçmak ister, yok olmak ister, unutulmak ister.
Üçüncü zil. Birbirlerine sarıldılar. Onlar şimdi orada tek bir kişi.
Girdiler sahneye, aldılar yerlerini, perde kapalı. Perdenin öbür tarafında seyirci. Karanlık.
Açılıyor perde. Müzik geldi. Hafifçe yanmaya başladı ışıklar.
Dünyanın en güzel yerindeler.
İki bin beş yüz yılın hikâyesi bu.”
Güzel bir kadının hayatında üç erkek, üç aşk: Biri umutsuz, öteki imkânsız, sonuncusu yanlış.
Peki insan doğrusunu bilse bile neden hep aynı hatayı defalarca yapar?
Işıl bu zor sorunun peşine düşerken, çalıştığı tiyatroda yeni oyunun provaları sürmektedir. Dört oyuncu ve bir yönetmenin yetenekle yalan, arzuyla korku arasında gidip geldiği bu sahnede, sanatın ve insan ruhunun sırları da aralanır.
Celal Kadri Kınoğlu ikinci romanı Provalar’da aşkın, şansın ve yalnızlığın sınırlarını mizahi ve samimi bir dille sorgularken okuru da hayat boyu taklit ettiği rollerle yüzleştiriyor.