İnsanı zincirleyen o karanlık ve tutsak zihninden çıkmak için zihninin sınırlarını zorlayıp mühürlenmiş kapıyı araladığında; dışarıdaki kalabalık gürültüden çok, bedenindeki seslerden korkarsın bazen. İşte Leyna için hayat; zihnin dar sınırlarında, ruhunu ezen yüklerle hayatta kalma mücadelesiydi, ta ki kendi bağımsızlığının ilk gerçek bedelini ödeyene kadar.
Serçe’nin Son Veda Dansı; dayatılan “güçlü kadın” metaforuna ve bir kadının ruhunu paçasından çekmeye çalışan o köhne zihniyetlere karşı kelimelerle çekilmiş en net, en asil resttir. Leyna, o karanlık dehlizlerden gökyüzüne doğru kanatçırparken, geride bıraktığı dünyaya sadece bir soru bırakıyor: Bir ruhu, kendi sınırlarınızı aşamadığınız için ne kadar süre zihninizin hapsinde tutabilirsiniz?
Serçe uçtu. Ve şimdi, aşağıda kalanların tek yapabileceği arkasından bakakalmak; serçenin yaptığı iş ise geride binlerce soru bırakmak…