“Ben hiçbir şey yapmadım!”
Cengiz Karanlı, bu sözleri ilk söylediğinde kendinden emindir. Fakat geceleri gördüğü yüzler ansızın karşısına çıkmaya, hafızasında açıklayamadığı boşluklar oluşmaya başladığında kendini bir çıkmazın içinde bulur. Bir cinayet soruşturmasının ortasında, başkalarını masumiyetine inandırmaya çalışırken kendi zihninde olup bitenlere de bir anlam bulmak zorundadır.
Uyku artık dinlenebileceği bir sığınak değildir; uyanık kalmaksa gördüklerinden kurtulmasını sağlamaz. Hatırlamadığı saatlerin ardından bedeninde kalan yorgunluğun, gözlerinin önünden silinmeyen yüzlerin ve giderek çoğalan ölümlerin bir açıklaması olmalıdır. Ancak bulduğu her cevap, onu rahatlatmak yerine yeni bir korkunun eşiğine bırakır.
Dışarıda ölüm haberleri birbirini izlerken o, ailesiyle geçirdiği sıradan bir günü yeniden yaşayabilmenin özlemini duyar. Perdeleri kapatmak, kapıları kilitlemek, her şeyin geçeceğine inanmak ister. Ama insan, korktuğu şeyi göremediğinde ondan nasıl korunabilir?
Sessiz Vahşet, sizi karanlığa çağırırken, oradan çıkmak için tutunduğunuz her kesinliği yavaşça elinizden alıyor.