İrem ile Murat’ın tesadüfi karşılaşması, birbirinden çok farklı iki hayatın alışkanlıklarını, seçimlerini ve kabullerini yerinden oynatır. Şimdiki Zaman, orta yaşın eşiğindeki şehirli insanın kendine kurduğu hayatla içinde yaşadığı zaman arasındaki mesafeye; geçmiş ve gelecek duygusu, bireysel hafıza ve toplumsal bellek üzerinden bakıyor.
Ülkesi yıllar geçtikçe bazı anılarını yitiren bir demans hastası gibiydi. Hatıraları kayboluyor, yaşananların izleri teker teker siliniyordu. Yeni kuşaklar yakın geçmişten habersiz büyüyor, belleksiz bir toplum gitgide etrafını sarıyordu. İrem etrafını saran bu toplumdan giderek çekinmeye başlamıştı. Toplumsal belleğin bu kırılmalar nedeniyle bir türlü oluşamadığını düşünüyor; bu yüzden kendini dünle bugünün gerçekleri arasında gidip gelen bir sarkaçta mahkûm hissediyordu.