Günümüzde sekülerizmin sarsıcı etkileri ve bid'at fikirlerin meydana getirdiği zihnî karmaşa, toplumun ve bilhassa gençlerin İslâm diniyle bağını zayıflatmaktadır. Bunun temel sebeplerinden biri, insanların İslâm akaidini sahih delillerle yeterince öğrenmemesi ve böylece yanlış görüşlerden kolayca etkilenmesidir. Bu bağlamda inanç esaslarının muteber kaynaklardan öğrenilmesi büyük önem taşır. Bu kaynaklar arasında Müslüman dünyada meydana getirdiği tesir bakımından en meşhur olanı, Allâme Teftâzânî'nin Şerhu'l-Akāid'idir.
Nesefî'nin akaidine şerh olarak kaleme alınan bu eser, Osmanlı coğrafyasında en çok okunan kitap olmuş; Türkistan'dan Balkanlar'a, Kırım'dan Hindistan'a kadar birçok bölgede de yüksek bir alâka görmüştür. Teftâzânî, bu eserinde Ehl-i sünnet akaidini savunurken en yoğun eleştirilerini Mu'tezile'ye yöneltmiştir. Zira Mu'tezile, akaid alanında sünnetin zâhirine ve sahâbenin takip ettiği esaslara muhalif kaideleri ilk tesis eden fırkadır.
Teftâzânî'nin bahsi geçen tenkitleri, elinizdeki çalışmada kapsamlı bir şekilde ele alınmış ve Mu'tezilî kaynaklarla mukayese edilerek mutabakat ve farklılık noktaları ortaya konulmuştur. Böylece her iki ekolün itikadî meselelerdeki görüşleri karşılaştırmalı bir perspektifle incelenmiştir. Teftâzânî'nin diğer kelâm kitaplarının yanı sıra başta İmam Mâtürîdî ve Eş'arî olmak üzere birçok Ehl-i sünnet âliminin eserlerinden de istifade edilmiştir.
Bugün de güncelliğini koruyan akıl-vahiy ilişkisi, özgür irade-kader ilişkisi bağlamında insanın sorumluluğu, imanın sınırları, kabir ahvali ve şefaat gibi meseleler bu çalışmada tarihî bağlamları içinde yeniden ele alınmaktadır. Akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyan eser, aynı zamanda İslâm düşüncesinin fikir dünyasını daha yakından tanımak isteyen genel okuyucuya da zengin ve ufuk açıcı bir okuma imkânı sunmaktadır.