“Tiryakilik, kapsamlı bir puzzle kutusu koyar ortaya. Dumandan küle, kokudan tada, kibritten çakmağa, öykünerek başlamaktan korkarak vazgeçmeye çok sayıda “parça” üstünden yorumluyor Demir “bütün”ü…” Enis Batur
Kimya’nın tüm bilimsel zaferleri, Simya’nın tütünde tecelli eden gerçeği karşısında lâl olur: doğanın dudaklardan ciğerlere kendini kül ettiği yolculukta sökün edişine aracılık ettiği hayaller, hayaletler ve hazların somutluğu maddenin bilinçle kesişimini, ayrıştırılamazlığa evrildiği aralığı irdeler.
Özen B. Demir, bu puslu aralığın haritalanamaz adalarında seyahat etmenin bir yolunu buluyor, iptila âleminin çilingiri sigaranın yarenliğine girişiyor, “kuşkusuz sigara, eşitler arasında birincidir” ve muhibbanından şefkati eksik etmez. Ne var ki, Demir psikopoetika’sını yazabilmek için o büyük yasağı, haz duyan bedenin noli me tangere’ini ihlâl ediyor, keyfe değiyor: Necatigil’den Pessoa’ya, Ovidius’tan Tomris Uyar’a, Casablanca’dan Jarmusch’a çakmağını uzatıyor. Muarızlarsa hep erketede; kamu spotu gibi işittirir kendini tütünün sağlığa zararları, hijyene mugayyirliği, kapitalizmin koşullamasına tâbiyeti ve sayısız kabahati.
Demir kimseleri teskin etmeye kakışmadan sigaranın dumanından alkole ve diğer mükeyyifâta giden yolda, sinemadan edebiyata yaratımın ilksel sahnelerini arşınlayarak, sanatların kayıp müştereğini, hiçlikten oluşa gelen şeylerin ebesi esîri (aether) belgeliyor – kozmostaki karanlık enerji nefes kesiyor!