Modern toplumların en belirleyici olgularından biri olan ulus ve ulusçuluk, sadece tarihî bir süreç değil, aynı zamanda kültürel ve siyasal bir yeniden inşa sürecidir. Bu kitap, Türk ulusunun inşa dönemini ve ulusçuluğun doğuşunu yeniden yorumlamayı amaçlamakta; bir kimlik biçimi olarak ulusçuluğun siyasal ve kültürel alandaki etkilerini çözümlemektedir. Geç Orta Çağ’dan günümüze uzanan süreçte, Reform ve Rönesans hareketlerinin tetiklediği dönüşümler; cemaatten cemiyete ve kültürel heterojenlikten türdeşliğe uzanan yeni toplumsal yapılanmalar, Türk ulusçuluğunun tarih sahnesindeki yerini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır.
Kitap, Türk milliyetçiliğinin/ulusçuluğunun farklı boyutlarını ele alırken, kavramsal açıklığa da özen göstermektedir. “Milliyetçilik” ve “ulusalcılık” ayrımı üzerinden yürütülen analiz, konunun siyasal ve kültürel bağlamını derinlemesine tartışmakta; Batıcı, laik ve ilerici perspektif ile Doğucu, İslami ve kültürel perspektif arasındaki farkları ortaya koymaktadır. Ayrıca Türkçülüğün mimarları Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp’ın görüşleri, ikincil yorumlardan arındırılarak titizlikle incelenmiştir. Bu sayede okuyucu, Türk ulusçuluğunun hem tarihî serüvenini hem de düşünsel temellerini anlamak için sağlam bir zemine kavuşmaktadır.