Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin yakın tarihindeki en uzun, en çetin ve en duygusal başlıklardan biri. Çünkü bu mesele yalnızca diplomatik krizlerden, uluslararası anlaşmalardan ya da askerî müdahalelerden ibaret değil; aynı zamanda güvenlik kaygılarının, tarihsel hafızanın, siyasal tercihlerinin ve toplumsal reflekslerin iç içe geçtiği bir hikâye.
Türkiye’nin Kıbrıs Davası, bu hikâyeyi ezberlenmiş kalıpların dışına çıkararak anlatıyor. Arşiv belgeleri, diplomatik temaslar, liderlerin açıklamaları ve dönemin siyasi atmosferi üzerinden ilerleyen çalışma; Türkiye’nin Kıbrıs politikasını yalnızca sonuçlar üzerinden değil, karar alma süreçleri ve tarihsel kırılmalar üzerinden de okumayı öneriyor.
1950’lerden başlayarak EOKA terörü, Londra ve Zürih görüşmeleri, garantörlük meselesi, Türkiye-Yunanistan ilişkileri, Soğuk Savaş dengeleri ve Barış Harekâtı’na uzanan süreç; sloganlardan uzak, serinkanlı ama meselenin ağırlığını hissettiren bir anlatıyla ele alınıyor.
Bugün hâlâ güncelliğini koruyan Kıbrıs meselesine tarihsel derinlikten bakmak isteyenler için bu kitap, yalnızca geçmişi anlamaya değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki siyasal hafızasını yeniden düşünmeye de davet ediyor.