Bulut için resim yapmak, renklerin içinde bir yolculuğa çıkmak gibiydi. Ta ki bir gün içindeki renkler solmaya başlayana kadar…
En sevdiği oyunlar, boyaları, hatta gökyüzü bile artık eskisi gibi görünmüyordu. Bulut, kendini bembeyaz bir sayfanın ortasında yapayalnız kalmış gibi hissediyordu.
Derken yolu hastanenin 402 numaralı odasına düştü. Orada tatlı mı tatlı Deniz, umudu biraz kırılmış Rüzgâr ve birbirinden eğlenceli oyunlarla gelen doktorlar vardı.
Bir de kimsenin nasıl sonuçlanacağını bilmediği gizli bir görev:
Kayıp Enerji Operasyonu!
Peki kaybolan renkler gerçekten geri gelecek mi?
Bazen bir kuş, bir fırça darbesi ya da sımsıkı bir dostluk, en karanlık günü bile yeniden renklendirebilir mi?