Bazı vedalar yüksek sesle edilmez. Kimi sevgiler söylenmeden kalır. Bu kitap; rüzgâr olup bir sokağa uğrayan, yağmur olup bir çift kirpiğe düşen, sonra da sessizce kaybolan bir kalbin öyküsü… Sevmenin her zaman cesaretle değil, çoğu zaman aheste yaşandığını fısıldar. Yırtılıp atılan mektupları, söylenmemiş vedaları, yarım kalmış cümleleri ve “beni güzel hatırla” diye içten içe yalvaran bir benliği anlatır. Her satırında bir gidiş saklıdır ama aynı zamanda kalmak isteyen bir yan… Her sayfasında bir eksiklik, bir özlem, bir hatıra izi… Beni Güzel Hatırla. Beni güzel hatırla… Bir yağmurdan sonra camda kalan o ince iz gibi. Silinse de bir süre daha orada kalan… Bir şarkının en sevdiğin yerinde durdurduğun an gibi. Devam ederse büyüsü bozulacak sandığın o saniye gibi… Canını yakan yanımla değil, geceye karışan sesimle kal aklında. Kırdıklarımla değil, severken titreyen kalbimle. Ve eğer bir gün adımı anarsan, içini acıtan yerden değil… İçini ısıtan yerden an beni. Çünkü unutmak değil, güzel hatırlamak cesarettir.