“Vera, daha iyi misin?”
Bazı sorular vardır.
Bir başkasının ağzından çıktığında da can yakar, gecenin en sessiz yerinde insanın kendi içinden yükseldiğinde de.
Vera uzun zamandır aynı sorunun etrafında dolaşıyor. Kaybettiği şeyin bir insan mı, bir ihtimal mi, yoksa kendinden kopup giden bir parça mı olduğunu anlamaya çalışıyor. Günler geçiyor, mevsimler değişiyor, şehir yaşamaya devam ediyor. Ama bazı vedalar takvimlerle ölçülmüyor.Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gitmez.
İçimizde ölürler.
Ve insan, içinde ölen birinin yasını nasıl tutacağını kimse öğretmediği için; aynı sokaklarda dolaşır, aynı şarkılarda oyalanır, aynı hatıraların etrafında dönüp durur.
Vera da böyle yaptı.
Bir ayrılığın ardından kendi içindeki enkazın arasında yürürken; yazıya, dostluğa, kardeşliğe ve hatırlamanın acıtan tarafına tutundu.
Öksekuşu; kaybetmenin, büyümenin, değişmenin ve insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesinin hikâyesi.
Bu kitap, toprağa verilemeyen insanların ardından tutulmuş uzun bir yas.
Söylenemeyen cümlelerin, yarım kalan vedaların ve kapanmayan yaraların arasında dolaşan bir ağıt.
Eğer sen de birini toprağa değil, kalbine gömdüysen;
Buyur.
Seni de bekliyorduk.
Hepimizin başı sağ olsun.