Olgun meyvenin zamanla, içten içe bozulmağa başlaması gibi duruma benzetilebilir.
Osmanlı Devleti’nde, yenilenmeye, yenileşmeye ihtiyâç vardı. Ordunun esas bölümü olan yeniçeri ocağı bozulmuştu. Taşra teşkilâtında ise, tımâr düzeni, eski, sarsılmaz durumunda değildi. Fakat, neyin nasıl yapılacağı iyice değil, üstünkörü bile araştırılıp incelenmemişti. Bir binâ yapılırken, zemîn’in sağlamlığı, temelin kaç kat yapıyı taşıyabileceği, iklim şartlarına göre, hangi bölmenin ne tarafa konacağı düşünülür, ona göre plân, proje yapılırken, devleti yeniden yapılandırmak gibi, muazzam, "âdetâ yeniden devlet kurmak” gibi bir iş için, çok yönlü ve "iyi” yapılmış araştırmalar, incelemeler gerekliydi. Bu iş, üstünkörü, rastgele önlemlerle olmazdı.
Yenilenmek gerekliydi...
Yenilenme nasıl olmalıydı?
Sultan Birinci Mahmûd (1730-1754) ile başlayıp, Üçüncü Mustafa ile devâm eden yenilik, sadece askerlik alanında oldu, toplumun yapısı ile ilgili bir değişim olmadı.