Nasihat;
bazen bilineni hatırlamak ve hatırlatmak
bazen sıkışan, daralan gönlü ferahlatmak,
bazen ölmeye yüz tutmuşu,
mânâ nefesiyle canlandırmaktır.
Ve nasihat bütünüyle samimiyettir.
Yapmadığını söyleyemeyenlerin işidir.
O yüzdendir ki sözü tesirli olanların
nasihatleri çağlara ulaşmıştır.
Bu minvalde nasihat eden; söze bir kıyafet giydiren kişidir. Ataullah İskenderî’nin dediği gibi: “Söylenen her sözün üzerinde, içinden çıktığı kalbin elbisesi vardır.” Bu derleme eserde de, insanlar üşümesinler diye, kalbinden çıkan sözlerle insanlığın üstünü örtmeye çalışan kıymetli ve müstesna büyüklerimizin sözlerini almaya gayret ettik. Çünkü biliriz ki; daha önce yol yürümüş, yol açmış hatta yol olmuş yolcuların ayak izlerine basarak yürümek gerektir. Eskiler “Kelâm-ı kibâr, kibâr-ı kelâmest” demişlerdir. Yani “Büyüklerin (Ariflerin, bilgelerin) sözü, sözlerin en büyüğüdür.”
İşte bu nasihatler de, hayatın karmaşası ve hızı içinde öfkelenmeye, unutmaya ve kaybolmaya meyleden modern zaman yolcusuna; sakinleşmesi, hatırlaması ve özüne dönmesi için tutulmuş bir aynadır.