Zaman bazen akmaz; bir odada, bir bakışta, bir susuşta düğümlenir. İnsan, en çok o düğümün içinde büyür.
Bu kitap, çocukluğun kırılgan ışığından süzülen bir sesin, dünyanın sert yüzüne değdiğinde nasıl çelikleştiğini fısıldıyor. Küçük bir kalbin ilk itirazı, yıllar sonra bir kadının dimdik duruşunda yankı buluyor. Masumiyet burada kaybolmuyor; hayatın soğuk gerçekliğinde bile içtenliğini koruyan bir ateşe dönüşüyor.
Sayfalar ilerledikçe bir hatıratın kıyısında duruyor, sonra ansızın kendi geçmişinize düşüyorsunuz. Bastırılmış nidaların, yutulmuş cümlelerin, içinizde hâlâ titreşen o eski sarsıntının yanına... Her paragraf, unutuşa karşı yakılmış ince bir ışık; karanlığı dağıtmıyor ama karanlıkta yol almayı öğretiyor.
Anlatılan yalnızca bir hayat değil; bir direniş biçimi. Gürültüye kapılmadan konuşmanın, incinmeden güçlenmenin, susmadan derinleşmenin yolu. Maziyle bugün arasındaki mesafe kapanırken insanın kendi özüne doğru yaptığı o uzun yürüyüş başlıyor.
Ve kitabı kapattığınızda, içinizde bir şey yerinden oynamış oluyor:
Belki bir çocuk yeniden sesini buluyor.
Belki bir kadın yeniden ayağa kalkıyor.
Belki de siz, ilk kez kendi zamanınıza tam kalbinden dokunuyorsunuz.