|
Geçmiş ve bugün, birbirine eklenmiş zincir halkaları gibidir. Geçmişten alınan dersler ciddiyetle ele alınır ve geleceği inşa yolunda sağlam bir temele oturtulabilirse, kurtuluşun anahtarı her zaman elimizde olacaktır. Aksi hâlde, kültürel ve ahlâkî kayıplar insanlığı kuşatmaya devam edecektir. Bu sebeple, her birimizin üzerinde medeniyetin yönünü belirleyecek bir sorumluluk bulunmaktadır. Günümüz dünyası, freni boşalmış, tekeri patlamış yokuş aşağı hızla savrulan bir araç misali. Bu tehlikeli gidişatı durduracak iradeden de yoksun gibi. Bazı hastalıklar vardır, teşhisi ya zaman alır ya da tedavisi mümkün olmayacak bir noktaya ulaşıldığında fark edilir. Günümüz toplumları da bu duruma benzemekte. Dışarıdan bakıldığında modernitenin etkisiyle cezbedici ve kusursuz görünen bir yaşam biçimi görülmekte, ancak yaşananlar; teşhisi gecikmiş, tedavisi neredeyse imkânsız hâle gelmiş bir hastalık sürecine benzemektedir. |
Bugün yaşanan sarsıntıların köklerini, moderniteyle başlayan sürecin içinde aramak zorundayız. Gelinen noktada, asırlardır biriken maddî ve manevî yozlaşmalar derinleşmiştir. Çoğu insan, bırakın bu gidişe karşı koymayı, doğrunun-yanlışın, kurtuluşun ne olduğunu bilemez durumdadır.