SİMURG’A HEDİYE GÖTÜRMEK İSTEYEN KUŞUN SORUSU
Başka bir kuş da: “Ey Allah katına varmış olan, orada ne makbule geçer?” diye sordu.
Söylersen, madem ki bu sevdaya düştük; orada ne geçiyorsa onu götürürüz.
“Padişahlara değerli bir armağan götürmek gerek. Armağanı olmayan adam ancak cimri, bayağı bir adamdır,” dedi.
Hüthüt dedi ki: “Ey soru soran, beni dinlersen oraya, orada olmayan bir şey götürmelisin.
Dert sahibi olmadıkça erler safında mert sayılmazsın!
Kimde aşk derdi, aşk yanışı varsa; nerede gece karanlık olacak, gündüz sabrı!
Buracdan oraya, orada bulunan bir şeyi götürürsen neye yarar? Nasıl olur da bu armağan makbule geçer?
Orada bilgi de var, sırlar da var; hele meleklerin ibadetleri pek çok!
Sen bir hayli can yanışıyla gönül derdi götür. Çünkü orada hiç kimse bunlardan bir işaret veremez.
Dertle bir ah ettin mi; bu ah, yanık ciğerinin kokusunu ta Allah katına kadar götürür!
Hususi makam, senin canının ta içidir; canının dış yüzüyse, Allah’ın emrini kabul etmeyen nefsindir.
O hususi makamdan, canının ta içinden bir ah çıktı mı insan derhal kurtulur, her şeyden uzak olur.”
Mantıku’t-Tayr’dan (Kuş Dili) alıntıdır.