Gökyüzünde ve sularda, karada geçirdiğim zamandan daha fazla vakit geçiriyorum. Belki de bu yüzden yolculuklarımın çoğu bir şehre, bir kıyıya ya da bir ülkeye varmadan, bulutlarda başlıyor ya da bitiyor. Bir sonraki yolculuğu da çoğu zaman onlar için bekliyorum. Belki kışı da... Sabah soğukları başladığında nefesimdeki su birikintilerinin bulut oluşunu, yükselişini, kayboluşunu… Bu döngü, hiçbir yere bütünüyle sığamama hâlime benziyor.
İlk bulutlar görünmeye başlayınca yeni sözcükler bulurum; onlarla birlikte yeni düşünme biçimleri de. Bulutlar hep ardında ya da önündedir, aradadır. Aristoteles, rüyalar ile bulutların benzer davranışlar sergilediğini söyler. Onların altında ve üstünde, uyku ile uyanıklık arasında, arada geçirdiğim zamanlarda, kendi çektiğim fotoğraflardan da ekleyerek bulutlar ve haikular yazdım. Her biri, bulutun geçici biçimine, suyun havadaki düşüncesine ve hareketin dünya üzerindeki izine bakmayı deniyor.