Taşradaki deneyimleriyle kente taşınıp savrulan genç bir kadın, flört sitelerinde hakikati arayan bir edebiyat eleştirmeni, çokdilli bir sevgilinin hayalini kuran avcı ve yedekçi bir yazar, aristokrasinin ayrıcalığıyla kaybetmeyeceğini düşünen yaşlı bir âşık ve aşkın dille, yazıyla yüreği ayartan bin yüzlü oyunları…
Lina Wolff, ödüller alan, on sekiz dile çevrilen bu romanında; entelektüel dünyanın ikili ilişkilerde yabani bir araziye dönüşmesinin, bu araziye kök salmış karakterler arasındaki çatlakların ve bu çatlakları kapatmak için kendi suyuyla boğulan bir toplumun üzerinden, erkeklikten yonttuğu bir ‘loğ taşıyla’ geçiyor.
“Erkek deliliği, diye yazıyordu, neredeyse her zaman ya bunamaya yahut dehaya dayanır. Dahası, bu delilik genellikle kibirden kaynaklanan ve uzun vadede monotonlaşan belirli yüceltme kalıplarını izler. Kadın deliliği bütünüyle farklıdır. Geniş bir alana yayılır, sonsuz sayıda kılığa bürünebilir. Bu delilikte bir esneklik vardır, kadın bedenini andıran esneklik.”
YAZAR: Lina Wolff (1973), İsveçli yazar, çevirmen.
İtalya ve İspanya’da çevirmen olarak çalıştı, Lund’da yaşıyor. İlk kitabı olan Många människor dör som du (öykü), 2009 yılında yayımlandı. Bret Easton Ellis and the Other Dogs (2012) adlı ilk romanıyla Tidningen VI Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Büyük ses getiren ikinci romanı Çokdilli Âşıklar’la İsveç’in en prestijli ödüllerinden Svenska Dagbladet Edebiyat Ödülü ile August Ödülü’nün sahibi oldu, kitap on sekiz dile çevrildi. Üçüncü romanı Köttets tid (Tetes Kitap programında) 2019’da yayımlandı ve büyük övgüler alarak 2019 Aftonbladet Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Roman, ayrıca İsveç Radyo Roman Ödülü ve 2019 Eyvind Johnson Ödülü’ne de aday gösterildi. 2025’te yayımlanan Liken vi begravde (Tetes Kitap programında) romanıyla bir kez daha August Ödülü’nün sahibi oldu. On yedi dile çevrilen ve tiyatroya uyarlanan kitabın, bu yıl itibarıyla sinema çalışmaları başladı. Feminist bir yazar olarak kabul edilen Lina Wolff, eserlerinde kadın-erkek ilişkilerini toplumsal dinamikler bağlamında işlerken, dile, argoya ve mizaha olan hâkimiyetiyle İsveç edebiyatında büyük bir yer edindi, eserleri yüz binin üzerinde basıldı. Çevirmen kimliğiyle ise Roberto Bolanño, Samanta Schweblin, César Aira ve Gabriel García Márquez’den (Yüzyıllık Yalnızlık) yaptığı çevirilerle yine büyük övgüler aldı.