“Bu kitabı ben yazmadım; Etrüsk Gülümsemesi, onu iki yaşındayken kulağıma fısıldayan torunuma aittir.” — José Luis Sampedro
Sert mizacı, yakınlarını çileden çıkaran titiz gözlemciliği ve olur olmaz yerde kahramanlık günlerini yad etmesiyle tanınan ihtiyar Salvatore, inzivaya çekildiği Calabria’daki evini geride bırakıp tedavi görmek üzere Milano’ya, uzun süredir mesafeli olduğu oğlunun evine yerleşir. Konulan kanser teşhisinin tarumar edici tesiri bir yana, onun için asıl yıkım; alışkın olmadığı bu kuzey kentinin kasvetli ritmine ayak uydurmak, sığıntılık hissiyle yüzleşmek, tüylerini diken diken eden geliniyle bir orta yol bulma çabasına girişmek, eski dava arkadaşlarının geçmişle gelecek arasında durmadan yer değiştiren gölgesinde şimdiyi tecrübe etmektir.
Ancak yeni doğmuş torunuyla kurduğu beklenmedik bağ sayesinde hayatı bambaşka bir yöne evrilir. Partizan yoldaşlarının ona seslendiği adla, Bruno ismini taşıyan torununun masumiyeti, günleri sayılı bu huysuz ihtiyara ölmeyi öğreten bir keşif unsuruna dönüşür. Milano müzesinde gördüğü Etrüsk lahdi üzerindeki o esrarengiz gülümseme (ölümle alay eder gibi duran, faniliği sükûnetle karşılayan o kadim ifade) bu yolculukta onun yegâne pusulasıdır.
Yaşlılık, ölüm ve yeniden sevebilme cesareti üzerine unutulmaz bir roman olan, ayrıca 2018 yılında Oded Binnun ve Mihal Brezis tarafından sinemaya da uyarlanan Etrüsk Gülümsemesi ilk kez Türkçede.
“İspanya’nın en berrak ve en isyankâr yazarı.” El Periódico de Catalunya
“Gürültü patırtıdan uzak; sade, yoğun ve parlak bir hazine — eski çelikler gibi.” El País
.